İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’de İtalyan mimarlar, plancılar ve heykeltıraşların kalıcı izlerini ele alarak kayda geçirmek ve iki ülke arasındaki kültürel bağların derinliğini ortaya koymak üzere yeni bir kitap yayımladı. Ali Cengizkan’ın editörlüğünü üstlendiği, “Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Plancılar, Heykeltıraşlar / Cumhuriyetin İlk Elli Yılı (1923-1973)” kitabına her iki ülkeden on üç yazar katkıda bulundu.
“Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Plancılar, Heykeltıraşlar / Cumhuriyetin İlk Elli Yılı (1923-1973)”
Kitap
Derleyen / Editör: Ali Cengizkan
Çeviri: Sema Sevinç Baykal, Cristiano Bedin, Ellen Patat
Grafik Tasarım: Barek
Yayıncı: İtalya Büyükelçiliği – Ankara
Basım Tarihi: Aralık 2025
Sayfa Sayısı: 348
İtalyan uzman ve sanatçıların Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki katkılarıyla iç içe girmiş örgüler hâlinde, yüzyıllık bir dönemden daha uzun süredir devam eden kavramsal, kuramsal, estetik, mimari ve kentsel ilişkiler kitabın omurgasını oluşturuyor.
İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Giorgio Marrapodi’nin sunuş yazısından sonra, kitabın editörü Ali Cengizkan “Yüzyıla bir İz” başlıklı giriş yazısıyla kitabı tanıtıyor. Sonrasında Paolo Girardelli, “İtalya ve Türkiye: Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Mimari ve Kültürel Bağlantılar” makalesiyle yüzyıllık kültürel ilişkinin derinliğine dikkat çekiyor. Sedat Bornovalı ve Elvan Altan, mimar Giulio Mongeri’nin iki ayrı evredeki katkılarına Ankara üzerinden yakından bakarken, Kıymet Giray makalesi ile Pietro Canonica’nın Cumhuriyetin ilk heykellerinden sayılan Atatürk büst, heykel ve anıtlarına değiniyor. Cristina Pallini, “Paola Caccia Dominioni’nin ‘Büyüleyici Şantiye’si’” makalesiyle İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği Binası’nın ortaya çıkış öyküsünü irdeliyor. Koray Özalp ise yine büyükelçiliğin mimari mekânsal yapısını, diplomatik ayrıntılar ve sosyal bağlantılar üzerinden ele alıyor. Büke Uras’ın “Edoardo de Nari’yi Yeniden Hatırlamak (1874-1954)” makalesi, de Nari’nin eser ve katkılarına bir yeniden bakış sunuyor.
Kitabın ikinci bölümünde Luca Orlandi, “Piyemonte’den Boğaz’a: Mimar Tito Lacchia’nın Türkiye Deneyimi” ile az bilinen İtalyan mimar Tito Lacchia’nın eserlerine ilk kez odaklanıyor. Selin Çavdar Sert, “Giovanni Astengo: 1969-1982 Döneminde Başkent Ankara’nın Planlamasına Katkıları” makalesinde, yine az bilinen bir plancıyı bir kez daha gün ışığına çıkararak hatırlatıyor. Astengo’nun hazırladığı olanaklarla açılan kapıdan giren dünyaca ünlü mühendis-mimarın Opera Köprüsü katkısını ise Aslı Er Akan ve Tuğba Örmecioğlu’nun “Betondan Estetiğe: Pier Luigi Nervi’nin Ankara’daki Opera Köprüsü Tasarımı ve Mimarlık Mirası” makalesi pekiştiriyor. Paolo Volorio, “Milano ile Türkiye Arasındaki Mimar: Paolo Vietti Violi” makalesiyle Violi mirasını ele alıp kayda geçiriyor. Bu kez Ali Cengizkan, “Türkiye’nin Spor Yapıları Paolo Vietti Violi İmzalıdır” makalesiyle, mimarın Türkiye’deki ulusal spor yapılarının gerçekleşmiş-gerçekleşmemiş hacmiyle gündeme getiriyor. Sayıca öz yurdunda tasarladığından daha fazla spor yapısı ve alanının Türkiye’de ortaya çıkışını belgeliyor. Kitabın son makalesi ise “İtalyan Mimarlığı ile Türkiye Mimarlığının 100 Yıllık Etkileşimi: Mimarlar, Üsluplar, Eserler” ise Suha Özkan tarafından kaleme alınıyor.
Cumhuriyetimizin ilk 50 yılında özellikle kent kültürüne katkıda bulunan aktörlerin ele alındığı kitap, sadece mimarlık, planlama, kamusal alan sanatı ve mühendislik alanı uzmanlarına değil, yerel yönetim uzmanları, akademisyen ve öğrencilere de seslenen bir yayın olma amacıyla okuyucuya sunuluyor.

