Site icon bi_özet – Sektörel Gündemin Özeti

Sağlıklı Bir Yaşam İçin ÖNCE Sağlıklı Binalar

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Anayasası 7 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak, 7-13 Nisan tarihleri arası da Sağlık Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu tarihlerde halk sağlığı ile ilgili bir konu seçilerek, bu konu çerçevesinde tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

OECD Daimi Temsilciliği Danışmanı Barçın Ağca’ya göre: “Çevre; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki ve  biyolojik ortamdır. Elbette bu tanıma insanlar arası ilişkilerde  sosyal, ekonomik ve kültürel ortamları da katmak gerekir.

Son zamanlarda tıp literatürüne giren, iş merkezlerinden hastanelere kadar her yerde rastlanabilen “Hasta Bina Sendromu (HBS)-Sick Building Syndrome”, %70 iş, %20 ev olmak üzere toplam zamanlarının %90’ını  kapalı ortamlarda geçiren yüz binlerce kişiyi tehdit eder hale gelmiştir. Ancak bu sorunun yeterince önemsenmemesinin nedeni, kapalı ortamlardaki hava kirliliği etkilerinin genellikle uzun sürede ortaya çıkması ve yaşamı doğrudan ya da acil olarak tehdit etmemesidir.”

9.Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi’nde, Zeynep ERDOĞAN ZEYDAN, Özgür ZEYDAN ve Yılmaz YILDIRIM tarafından yayınlayan “Hasta Bina Sendromu” makalesine göre: “İç mekanlardaki hava kirleticileri gazlar ve biyoaerosollar olarak iki grup altında toplanabilir. İç mekanlarda bulunan başlıca gazlar olarak karbondioksit (CO2), karbon monoksit (CO), azot dioksit (NO2), ozon (O3), kükürt dioksit (SO2), formaldehit, uçucu organik bileşikler (UOB) ve radondur. Biyoaerosollar ise allerjenler, mantar sporları, bakteriler, virüsler ve çok halkalı aromatik hidrokarbonlardır (PAH). Ayrıca dış ortamda bulunan hava kirleticileri de doğal havalandırma, infiltrasyon veya havalandırma cihazları vasıtasıyla iç mekanlara girebilmektedirler.

Bina ile ilgili hastalıklar ve hasta bina sendromunun en önemli nedenleri ısı yalıtımının ön plana çıktığı binalardaki yetersiz havalandırma koşulları, kimyasal ve mikrobiyal kirliliktir. Hasta bina sendromu belirli bir iç ortamdayken ortaya çıkan ve o ortam terk edildikten sonra kaybolan ve binada yaşayan kişilerin çoğunluğunu etkileyen semptomlar dizisidir. Bu semptomların iç ortama girildikten sonra 15– 30 dakika ile birkaç saat içinde başladığı ve binadan ayrıldıktan sonra 30 dk ile birkaç saat içinde düzeldiği bildirilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1982 yılında, hasta bina sendromunda görülen semptomları 5 kategori altında listelemiştir:

  1. Göz, burun ve boğazda tahriş
  2. Nörolojik veya genel sağlık semptomları: baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, fiziksel ve zihinsel yorgunluk, hafıza kaybı, konsantrasyon eksikliği.
  3. Deride gözlenen tahriş: deride kızarıklık, ağrı, kaşıntı ve kuruluk.
  4. Nedeni belli olmayan aşırı duyarlılık reaksiyonları: astım olmayan kişilerde astım benzeri semptomlar, göz ve burun akıntısı.
  5. Koku ve tat bulguları: koku ve tat duyusunda değişiklikler”

 

İç hava kalitesinin gereken seviyede sağlanabilmesi için kirlilik kaynaklarının belirlenmesi, anılan kirlilik kaynaklarının bertaraf edilmeleri için ise doğru önlemlerin alınması gerekmektedir. Sözkonusu önlemler, binaların yapımı ve işletimi sırasında alınacak önlemler  şeklinde ikiye ayrılabilir. (Ağca)

Binaların yapımı aşamasında alınacak önlemler:


 

Binaların işletimi aşamasında alınacak önlemler:

Yukarıda sayılan önlemler alındığında, sağlanacak olan etkin havalandırma ile Hasta Bina Sendromu şikayetleri ortadan kalkacak ve insanların verimliliği önemli derecede artacaktır. (Ağca)

Exit mobile version