Leman Sevda Darıcıoğlu, Ndayé Kouagon ve Elif Saydam’ın işlerinden oluşan ve Melih Aydemir küratörlüğünde gerçekleşecek olan “Filizlendiğimiz Bir Çatlak” sergisi, 20 Temmuz’a kadar SANATORIUM’da sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, baskıcı yapılara ait tahakküm ve ele geçirme mekanizmalarına odaklanarak, mücadele pratiklerini tanımlamada kullanılan içi boşaltılmış kavramların ardındaki gerçek niyetleri geri kazanma yöntemleri üzerine düşünüyor.
“Filizlendiğimiz Bir Çatlak”
Sergi
Sanatçı: Leman Sevda Darıcıoğlu, Ndayé Kouagon, Elif Saydam
Küratör: Melih Aydemir
Tarih: 7 Haziran – 20 Temmuz 2024
Yer: SANATORIUM, Karaköy, Beyoğlu / İstanbul
“Filizlendiğimiz Bir Çatlak”, sergi tanıtım metninde şöyle açıklanıyor:
“‘Filizlendiğimiz Bir Çatlak’ başlığı, Dinos Christianopoulos’un şiirinden alıntılanan ve dünya genelindeki protesto ve eylemlerde sıkça kullanılan ‘Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmeden’ cümlesine doğrudan atıfta bulunuyor. Sergi, ötekileştirilen dayanışma pratiklerini hiçe sayarak agresif biçimde yaygınlaşan Batı tanımlı değerleri aşmaya yönelik girişimleri bir araya getiriyor. Özgürleşme yolunda katı tanımlar halinde duran görünürlük, temsiliyet ve açılma gibi kavramları tekrar gözden geçiriyor.
Güvenli alanların yaratılması, çeşitliliğin kutlanması ve kimliklerin onaylanması gibi bir zamanlar direnişin özünde yatan ve hayati önem taşıyan kavramlar, baskıcı sistemin ve ayrıcalıklı kesimlerin eliyle kullanımı giderek genelleşen, dillere pelesenk kelimelere indirgendi. Artık bu kavramlar, ikili bir dünya görüşünü pekiştirmek üzere bizlere karşı kullanılmakta: Metalaştırılan ve stratejik açıdan tanımlanan kuir bedene, neoliberal sistemin dar sınırları içinde değer biçiliyor. Baskı sistemleri, kendi yıkıcı eylemlerini meşrulaştırmak veya toplumu daha da kutuplaştırmak amacıyla, ötekileştirilmiş toplulukların ihmal edilen tanımlarına göz dikiyor. Bu sistemlerin oluşturduğu kısır döngülere hapsolmak, hem üretim pratiklerimizi hem de mücadeleyi nasıl beslediğimizi yeniden tanımlamayı gerektiriyor.
Ndayé Kouagon’un ‘Will you feel comfortable in my corner? / Köşemde rahat eder misin?’ (2021) başlıklı video çalışması, izleyicileri sohbete davet eden bir köşe yerleştirmesiyle serginin başlangıcını oluşturuyor. Video, sanatçının diyalog başlatmak için sorduğu sorular etrafında şekilleniyor ve izleyiciyi güvenli bir alan bulma fikrine dair bir belirsizlik hissiyle yalnız bırakıyor. Kouagon, ‘Bu sürekli değişen dünyada kendimi nerede güvende hissedebilirim?’ sorusunu muğlak bir sesle, tanımsız kalmayı seçerek soruyor.
Elif Saydam, yok sayılan estetik kategorileri yeniden sahiplenmeye duyduğu ilgiden yola çıkarak bir şeffaf perde yerleştirmesi ve kafes işi ile süslenmiş kavisli bir güvenlik aynası sergiliyor. Saydam’ın ilk kez İstanbul’da sergilenen işleri, kuir ve diaspora toplulukların bir dünya inşası yöntemi olarak ele aldığı camp ve süslemeye dair mizahi yaklaşımları hakkında fikir veriyor. Saydam, atanmış kültürel kimliklerin sahiciliğini tartışmak adına kendine karşı oryantalist bir tutum takınıyor; süslemeler aracılığıyla kuir olasılıkları yeniden gündeme getiriyor, geleneklerle hem iş birliği yaparak hem de onlara meydan okuyarak çalışıyor. Süsleme, değer algımıza yerleşmiş ideolojileri bozan, zevklerimize uyguladığımız içsel teftişleri engelleyen ihlalci ve değişken bir yönteme dönüşüyor.
Leman Sevda Darıcıoğlu’nun, Kilyos’taki kimsesiz mezarlığını konu alan video* çalışması, sanatçının kapsayıcı gökkuşağı bayrağını yeniden hayal ettiği bir diğer yerleştirmeyle birlikte sergileniyor. Numaralandırılmış alanlarda bulunan bedenlere ev sahipliği yapan mezarlık, bedenleri yasal mirasçıları tarafından sahiplenil(e)meyen imtiyazsız toplulukların nihai istirahat yeri olarak biliniyor. Bu kimsesizleştirilmiş bedenlerin kimlikleri, kan bağı olan akrabalarının bulunamaması, bulunan akrabaların merhumların varlıklarını reddetmesi veya devletin, bedenleri ailelerine teslim etmemeyi seçmesi gibi sebeplerle kamuoyundan saklanıyor. Leman Sevda Darıcıoğlu, yoldaşları Kübra Uzun ve Onur Tayranoğlu ile kimsesiz mezarlığını ziyaret ederek, burada defnedilen onlarca kişinin anısına bir yas ayini ve bakım eylemleri düzenliyor. Mezarlara ilgiyle yaklaşan Leman Sevda Darıcıoğlu, kesişen mücadeleler arasındaki bağlılığa işaret ediyor, sembolizmin ötesinde kuir politikanın mevcut durumunu sorguluyor. (Video Leman Sevda Darıcıoğlu tarafından performistanbul işbirliği ile hazırlanmıştır; SANATORIUM desteğiyle üretilmiştir.)”

