Sümer Erek’in yeni sergisi “Yırtık Hava” 12 Aralık’a kadar BBprojecTT art, Teşvikiye İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı bu sergide 2021 yılında ürettiği “Yaşam Sanat ve Ötesi” adlı katılımcı projeden ortaya çıkan bir resim serisini sunuyor.
“Yırtık Hava”
Sergi
Sanatçı: Sümer Erek
Tarih: 28 Kasım – 12 Aralık 2023
Yer: BBprojecTT art, Teşvikiye, Şişli / İstanbul
“Yırtık Hava” sergisini sanat tarihçisi, araştırmacı-yazar Esra Plümer Bardak şöyle açıklıyor:
“Bu resimlerde, insan bedeni merkeze alınıp çerçeveden geçerek süzülmektedir. Elektromanyetik dalgalar gibi farklı zaman noktalarında parçalanmış olan yüzey, sonsuz mesafeler boyunca binlerce parçacığı güçlü bir şekilde bir araya getirmektedir. Beden kitlesi çekimsizce süzülürken, görüntü tüm unsurlarını atalet durumuna getiren bir yoğunluk taşır. Acının ve arzunun, endişe ve sevincin, korkunun ve güvenin bir unsuru olarak sunulan bedenin etrafını saran hava gibi, en hafif yapıların yoğunluğu, merasimli duruşlarla bu devinimi yavaşlamakta ve içinde olduğu havayı bir enstrüman gibi yırtmaktadır.
Yaşam Sanat ve Ötesi Projesi, 2021. Sınırlar Üzerinden Köprü (Bridge over the Boundaries), Kağıt Üzerine Karışık Teknik, 46x66cm
Bedeni farklı uygulamalar arası bir köprü olarak sabitleştiren proje, saatlerce süren bire bir diyaloglarla başlayan ve en nihayetinde bu etkileşimleri aracılığıyla ortak bir özü bulmayı amaçlayan süreçleri belgeledi. Katılımcılar arasında paylaşılan zemin daha sonra anlık hareketlerle gerçekleştirilen canlı bir performansa dönüştürüldü. Kâğıttan kostümlerle giydirilen katılımcı bedeni, hem bir mekânın yokluğunun hem de bir perdenin işaretçisi olarak kaydedildi. ‘Yırtık Hava’ sergisinde sunulan resimler, bu süreçten oluşan binlerce görüntü ve belgeden toplanmış görüntülerden türeyerek yeniden meydana getirilmektedir.
Bu seri, özellikle Sümer Erek’in en çok bilinen sosyal katılımcı projelerini içeren geniş sanatsal pratiğinin bir uzantısıdır. Bu projeler, Erek’in çalışmalarında hep karşımıza çıkan kayıp, travma, göç ve coğrafi ve manevi yerinden edilme temalarını irdeler. ‘Yaşam Sanat ve Ötesi Projesi’, Erek’in ‘Footnotes’ (1999-2000), ‘Visibility/Invisibility’ (2002) ve ‘Broken Tides’ (2016) adlı işlerindeki tanıdık unsurların ve tekniklerin bir doruk noktası olarak da görülebilir.
Erek tarafından kavramsallaştıran ve meslektaşları ve katılımcılarla birlikte gerçekleştirilen bu projeler, genellikle hareketsiz bir durumda var olan, (henüz) gelişmemiş veya ortaya çıkarılmamış anılarla karşı karşıya gelen öznel deneyimleri içermektedir. Süreç zaman zaman iyileştirici bir hal alır ve ortaya çıkan eserler paylaşılan ve çoğaltılanı kucaklar. Erek’in sanat pratiğindeki yöntemler, başka yerde detaylı olarak ele aldığım ‘simyacılık’ kavramıyla ilişkilendirilebilir; ki bu esasında sanatçı ve katılımcılar arasındaki etkileşimleri dinleme, belgeleme ve sergileme eylemlerindeki dinamik duyguların ve deneyimlerin akışkanlığı ve değişimi yoluyla dönüştürme süreci olarak açıklanabilir (Plümer-Bardak, 2019: 293-317). Bu, Giorgio Agamben’in Gilbert Simondon’un tanımına atfen “duygu” olarak tarif ettiği şeyi akla getiriyor. Duygu, “bizim ön-bireysel ile ilişki kurduğumuz bir yoldur. Duyguya sahip olmak, kişisel olmayanı hissetmek, Deha’yı endişe veya sevinç, güven veya korku olarak deneyimlemektir” (Agamben, 2015: 15). Agamben’in ‘potansiyel’ üzerine tartışması da gizlenmiş ve anlaşılmaz olanı ortaya çıkarmak için parçalara bölme yöntemini takip eder. Bunun amacı da Samuel Taylor Coleridge’in “aşinalığın örtüsü” tabiriyle tarif ettiği şeyi, yani şimdiye kadar gizli kalanı ve görünmeyeni görmek için bakmaktır (Zartaloudis, 2011: 91-91; de La Durantaye, 2009: 28-29).
Yoğun manyetik dalgaların içine gömülüp süzülen bu figürler, birçok yazar ve sanatçı tarafından irdelenen belirli deneyimlerin ezici ve boğucu doğasını, batırılma metaforuyla anlattıkları hissiyatı çağrıştırır. Bu resimlerde, yaşamın akıcılığı ve deneyimlerin biribirine bağlılığı gözlerimizin önünde iç içe geçmiştir. Beden ve onu örten kostümü, sanatçı ve zaman ile mekan katmanları arasından bize doğru bakan sevgilisi arasında salınan, bir parçacık denizinde hava ile bir olan değişken bir figürdür.
Kıyıdan uzaklaştıkça, içine gömüldüğümüzü hissederiz. Erek’in bir röportajında tarif ettiği gibi, ‘Özellikle bireysel konulardaki katılımcı çalışmalarda, kendi psişik yolculuklarımı keşfetme eğilimindeyim. Ancak bu farkındalık, doğal üretim sürecinden ziyade, zaman mesafesi tarafından fark edilen bir durumdur. Bu biraz okyanusta yüzmek gibidir, bilinçaltıma teslim olmak ve uzun bir yolculuğun kıyısında kendimi bulmak gibi bir şey’ (Erek, 2019).
Destansı bir yolculuğu anımsatan bu resimler esasında sözlü anlatıcılardır; her yoğun iz bir anıya işaret eder. Resimler bedenin birer hologramı olarak ilk bakışta bir nesnenin ‘bütünsel’ bir tezahürüdür. Ancak burada, Sümer Erek, üç boyutlu olarak bedeni göstermek yerine figürün geçirdiği evrelerin temsillerini bir parşömenin üzerine derceder gibi istifler. Bu anlar, proje boyunca toplanmış, özenle seçilmiş ve geleneksel teknikler kullanılarak kâğıt üzerine uygulanan, sonra da dikkatle nakş edercesine birbirine iliştirilen anlardır. Kâğıdın yüzeyinde bir araya getirilen ve dijital formda kaydedilen bedenlerin içsel, dışsal dünyalarını yakalar. Sürekli olarak farklı disiplinlerin sınırlarını zorlayan Erek’in sanatsal kökleri canlı, cansız, plastik ve dijital görsel tekniklerin Rosalind Krauss’ın deyimiyle ‘genişletilmiş’ anlayışına dayanmaktadır.
Erek, varoluşun potansiyeline doğru yönelerek alışılmışlığın katmanlarını titiz aşamalarla parçalara ayırmaktadır. Önceki performansları ve sosyal katılımcı projelerinin zemininde ilerleyen mevcut sergi, insan psikolojisinin samimi portrelerini sunmaktadır. Burada en belirsiz ve gayri şahsi gibi görünen şeyler, aslında en büyük öneme sahiptirler.”
Sümer Erek’in kisisel sergisi “Yırtık Hava”, Salı – Cumartesi 12.00 – 18.00 saatleri arasında BBprojecTT art, Teşvikiye, İstanbul’da izlenebilir.
Esra Plümer-Bardak
Sanat tarihçisi, araştırmacı-yazar Esra Plümer-Bardak’ın ilgi alanları arasında psikanaliz tarihi ve psikiyatrik tedavi yöntemleriyle sanatın kesişme noktaları ve 20’nci ve 21’inci yüzyılın modernist anlatıları yer almaktadır. Sanat tarihi anlatılarını yeniden düşünmeyi ve tarih yazımına dair çatışmalar bağlamında kanon oluşumunu konu alan araştırma ve sunumları vardır. \ esraplumer.com.

