Slash Architects kurucuları mimar İpek Baycan ve mimar Şule Ertürk Gaucher, geçmişten bugüne değişen ofis alışkanlıklarında katılımcı, ne istediğini bilen, “ofis hiyerarşisi” yerine “kolektif yapıyı ve ifade özgürlüğünü ön planda tutan” Y kuşağının büyük rol oynadığını ifade ediyor.
Mimari, iç mimari ve kentsel tasarım alanlarında pek çok ödüllü projeye imza atan mimar İpek Baycan ve mimar Şule Ertürk Gaucher liderliğindeki Slash Architects, Türkiye’nin farklı bölgelerinde hayata geçirdikleri ofis projelerinde çalışanların kendilerini daha mutlu ve özgür hissetmelerini sağlayan ve yaratıcılıklarını arttırmaya yönelik unsurlarla biçimlenmiş tasarımlara imza atıyor. Verimliliğin çalışan mutluluğu ve psikolojisiyle birlikte ilerlediğini düşünerek tasarımlarını bu yönde şekillendiren mimarlar, kullanıcılarına kendi özgürlük alanlarını yaratabilecekleri, istedikleri gibi biçimlendirebilecekleri ofisler tasarlıyor.
Son dönemde hayata geçirdikleri Perspective Office, The Business Year Office, Hexxoffice ve Hybrid Office gibi projelerde, tasarımlarını çalışma alanlarının sunduğu kolektif yaşam ve sosyal alan kurgusunun mekana ve işleyişe yansıtılmasını önemseyerek oluşturan Slash Architects, iş hayatının ve sosyal yaşamın farklı ihtiyaçlarını bir araya getirdiklerini vurguluyor: “Profesyonel hayatın çalışanlar üzerindeki olumsuz yansımalarını minimize etmeyi hedefliyoruz. Tasarladığımız sosyal yaşam alanları, karşılaşma mekanları ve lounge alanları ile çalışanların mutluluğunu ön planda tutuyoruz.”
Ofis Tasarımlarına Ekolojik Yaklaşım…
Mimari ve iç mimari tasarımlarını ekolojik yaklaşım çerçevesinde geliştirmeye özen gösteren Slash Architects kurucuları, bu yaklaşımla planlanan çalışma alanlarının, ofis yaşantısına, yapı sahibine ve iş yeri sahibine ayrı ayrı avantajlar sağladığını vurguluyor. Ekolojik kriterlere uygun olarak tasarlanan ofislerde, enerji tüketiminin az olması, uzun vadede yatırımcıya ve işyeri sahibine daha az masraflı mekanlar sunuyor diyen Slash Architects mimarları doğal ve sürdürülebilir malzeme kullanımı ve yeşil ile iç içe yaşamın projelerinde öne çıkardıkları en önemli tasarım parametreleri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Çalışanların kendilerini huzurlu ve konforlu hissedeceği, rahat iletişim kurabilecekleri, doğal malzeme ve dokuların sıcaklığı ile harmanlanmış mekanların çalışan psikolojisine de önemli katkılar sağladığını düşünüyoruz.”
Ekolojik ve sürdürülebilir tasarım yaklaşımının dünya genelinde en çok ofis yapılarında karşımıza çıktığına değinen mimarlar, enerji tüketiminin minimize edilmesinden çalışanların nefes alabileceği açık mekanlara kadar pek çok ekolojik yaklaşımın ofis yapılarının olmazsa olmazı olduğunu vurguluyor: “Çift cephe tasarımlarında arada sadece cephenin bakımı için bırakılan boşluklardan ziyade, çıkılabilir kat bahçeleri yaratarak her katta kolay ulaşılabilir dış mekanlar yaratılabiliyor. Çalışanların ‘dış mekan’ ve ‘açık hava’ ile kurdukları ilişki yaşantılarını zenginleştiriyor.”
Eski Alışkanlıklar Y kuşağıyla Değişiyor…
Günümüzde teknoloji ve medya araçlarının ofis mekanlarının dönüşümünde büyük etkisi olduğunu vurgulayan Slash Architects ortakları, mekanların eskiye oranla daha interaktif olmasını ve ofis çalışanlarının konforunun daha çok önemsenmesini de bu sürecin bir getirisi olarak görüyor.
Yeni nesil ofis tasarımlarında çalışan psikolojisi ve sağlığı da ön planda… Slash Architects’e göre çalışan psikolojisi için verimli çalışma süreciyle birlikle odaklanma, sosyalleşme, öğrenme ve işbirliği kurma önemli parametreler. İş yerindeki performansı optimize etmek; mekanlarda iş için gereken odaklanmayı sağlamanın yanı sıra kolektif kimlik ve verimli iş etkileşimlerinin gerçekleştiği sosyalleşme mekanlarını sunması ile mümkün olabiliyor. Soğuk kurumsal yapıların aksine tüm çalışanların bir ekip ruhu içinde var olması önemseniyor. Bu ruhun mekana kontrollü açık ofisler, iletişim platformları ve ortak alanlar ile yansıması çok önemli. Bu durum, ofisin işleyişi her ne olursa olsun daha yaratıcı ve aktif rol alan ofis kullanıcılarını arttırıyor ve ofis yaşantısını dinamikleştiriyor diyen İpek Baycan, Y kuşağının bu değişimdeki rolünü ise şöyle özetliyor: “Ofis kültürünün geçmişten günümüze değişen bütün ihtiyaçları ile farklı bir noktaya geldiğini görüyoruz. Bu noktada dinamik ve yaratıcı Y kuşağının rolü büyük. Daha katılımcı, ne istediğini bilen, “ofis hiyerarşisi”nin yerine kolektif ve ifade özgürlüğünü ön planda tutan Y kuşağı, ofislerde kendi yerlerini kendileri oluşturmaya meyilli. Bu potansiyellerin ortaya çıkabilmesi için ofis mekanlarının sunduğu imkanlar da bu bağlamda değişiyor.’’
“Özellikle gün geçtikçe artan home-ofis çalışanları için network ağlarının güçlü olduğu sistemlerin kurulması, ortak paydada buluşulan ortamların entegrasyonu ile daha dinamik yapılara hizmet eden yapıların oluşturulması gelecekte ofis tasarımını etkileyecek unsurlardan bazıları” diyen Şule Ertürk Gaucher, bütün bu parametrelerin mobil çalışabilme imkanını yarattığını ve iş organizasyonlarının da daha hızlı ve verimli ilerlemesine katkıda bulunduğunu ifade ediyor.
Ofis yaşantılarında co-working alanlarının önem kazanmasıyla birlikte; ortak çalışma alanları, tekil çalışan kişilere yönelik disiplinler arası çalışma ortamları, kiralanabilir toplantı odaları ve dinlenme/sosyalleşme alanları gibi oluşumlar ortaya çıkıyor. Slash Architects kurucuları da bu oluşumlardan yola çıkarak ofis tasarımlarında eski soğuk kurumsal yapıdan uzaklaşmaya ve çalışanların sosyalleşebileceği, kısa süreli de olsa rahatlayıp dinlenebileceği, eğlenebileceği alanları projelerine entegre ediyor ve “Böylece çalışanların kendilerini daha mutlu ve özgür hissetmelerini sağlayarak yaratıcılığı arttırmaya yönelik öğeleri projelerimize yerleştirmeye özen gösteriyoruz” diyor.
Slash Architects kurucularına göre, çalışma saatlerini keyifli geçirmek, iş hayatının stresini azaltmak, sağlıklı, huzurlu çalışma ortamları yaratabilmek gelecek ofislerinin olmazsa olmazı. Y kuşağının çalışma ortamlarına kendilerinden bir şeyler katabileceği açık ortamlar sağlamak, şirkete bağlılık ve verim açısından şart. Mimarlar bu durumu ise geleceğin ofis tasarımını temelden değiştiren bir konu olarak yorumluyor: “Y kuşağı için kendi özgürlük alanlarını yaratılabilecekleri, içini tamamen diledikleri gibi değiştirebilecekleri ofisler tasarlamak önemli. Özetle geleceğin ofisleri, merkezi birey olan bir yapı üzerinde şekillenecek…”
Slash Architects kentsel bağlamda mekan üretim biçimlerini araştıran, mimarlığı kentsel, işletimsel ve mekansal potansiyelleri ortaya çıkartmak için ara yüz olarak kurgulamayı hedefleyen bir mimari oluşumdur. Tasarlanabilir her konu ve ölçeği girift bir şekilde ele alarak, hepsine aynı hassasiyette yaklaşımı önemser. Mimari mekan üretimindeki yaklaşımını, tipolojilerinin yeniden düşünülmesi ve kent bağlamı içinde yeniden yazılması yönünde geliştiren Slash Architects, 2013 yılından bu yana farklı ölçeklerde proje geliştirmektedir.
Mimarlık pratiğini mimarlığı besleyen bütün tasarım kanallarını birleştirerek ele alan ofis, ismini “slasher” kavramından alır. Günümüzde “slasher” kavramı, farklı uzmanlıkları bünyesinde barındıran ve bu şekilde daha bütüncül tasarımlara ulaşmayı hedefleyen bir yapıyı ifade eder. Çağdaş mimarlığı “tek kişinin elinden çıkan” bir üretim olmaktan öte, daha bütüncül ele alınması gereken farklı vasıf ve deneyimlerin ortak ürünü olarak ortaya koymayı hedefler.
2013 yılında Şule Ertürk Gaucher ve İpek Baycan Glaister tarafından “glaisterllgaucher architects” adı altında kurulan ve çeşitli ortaklıklarla kendini çoklamayı hedefleyerek kurumsal kimliğini yenileyen Slash Architects, kentsel tasarım, mimari, iç mimari ve uygulama alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.
2017 yılında 38° 30° Çiftliği ile alınan iF Design Award ve Architizer A+ Award, 2015 yılında Çanakkale Savaşı Araştırma Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması’nda alınan “Mansiyon Ödülü” ve Antalya Kepez Belediyesi Turgut Cansever Ulusal Mimarlık Yarışması’nda alınan “Birincilik Ödülü”, 2014 yılında TAK – Tasarım Atölyesi Kadıköy’ün düzenlediği Kıyı Köşe Yarışması’nda alınan “Birincilik Ödülü”, 2010 yılında Kızılay Meydanı ve Çevresi Kentsel Tasarım Ulusal Fikir Yarışması’nda alınan “Mansiyon Ödülü” ve Compasso Volante Uluslararası Yarışması’nda alınan “Mansiyon Ödülü” SlashArchitects’in önemli başarılarından bazılarıdır.

